Uyursam Ölürsün!!

Efenim üniversite yıllarında ev ev dolaşmış,emlakçı ahalisini çılgınlar gibi finanse etmiş,sırf ülke kazansın diye depozitosunu ekonominin yumuşak kolları arasında sıcak sıcak dolaştırmış gurbet yörüğü,gül güzeli arkadaşlarımızın beni daha iyi anlayacağı üzere üniversite bitiminde şöyle pembe panjurlu, bahçeli, bahçivanlı, uşaklı(yok la bu başkaydı ama bilemedim şimdi) bi ev her bizim nesil insanının hayal-i ruhiyesinin bir parçası haline gelivermiştir.
Biz de eli daha excele dokanmamış dört taze mezun olarak (nabıyosun örgüt mü kuruyosunn!!), üstün ikna yeteneklerimizi kullanıp ev sahibinin gönlünde taht kurarak 5+1 dubleks kendi halinde (evet şu anda gayet de kendi haline bırakılmış durumda) bi evi kiralamış bulunduk.(sabahları kenef sırası beklemeyi de göze alarak tabi)
Evet herkes kendini başta anlattığım geçmiş hayal-i ruhiyeleri içinde kaybedivermişti o sıra.Bi odadan diğerine köprü yaptırmak isteyen bile vardı (daha odaya raf çakamadı dudufdufduduf!!) Derken hayatımıza şu sevimli kedi (Nam-ı diğer Fırat) giriverdi.Evde aslında yeteri kadar hayvan var iken bu kedi de neyin nesi diye ayrıca ücret-i mukabilinde ilk zamanlar yorgun denetçi ruhum pek kaldırmasa da zamanla Fırat'a alışıvermiştim ben de(ne çok -vermiştim demeye başladım la ben)
Yönetmenliğini Levent Semerci'nin yaptığı ''Nefes'' filmini artık bilmeyenimiz yoktur sosyal medya sayesinde.Hani şu ''Uyursan Ölürsün'' abiyi hayatımıza sokan adam.Buradan rahmetli Fırat'a seslenmek istiyorum daha intiharının arkasındaki sır perdesi aralanmadı ama ''Uyursan Ölürsün'' be evladım.
Bunları biliyor muydunuz köşeşinde Bugün :
''KEDİLER DÖRT AYAĞI ÜSTÜNE DÜŞMEYE DE BİLİYOMUŞ''
















