Ne Durumdayız


90'larda çocuk olmuş,keşke hep bir çocuk kalabilseydim diyen (bu trende de uyuz olmaya başladım adama yaşlı hissettiriyolar kendini be kardeşim) arkadaşlarımızın daha iyi hatırlayacağı üzere vakt-i zamanında ''Ally McBeal'' diye yakışıklı değil ama sempatik bir dizi vardı ekranlarda şu yanda gördüğümüz ablamızın (Calista Flockhart) başrollerini paylaştığı dizi hani.Dizide bu şekeyto ablamızın (abi benim bu yazıyı bi an önce bitirmem lazım,şuna baksana ya çok tatlı lan bana mı bakıyo ne,ehem öhöm)) hayal dünyasına konuk olur, kah güler kuh güler, hop oturur hop kalkardık (yok be o kadar da değil).Şu kafasını uçurduğu,dilini gocuman gocuman yapıp çıldırdığı sahneleri de çocukluğuma indiğinizde müsait bi yerde bulacaksınız.

İşe başladıktan sonra şu yetilere ben de sahip olabilseydim keşke dediğim baya bi zaman oldu,hani şöyle seniorı iki dakka dondurup iki şepeşilleyle rahatlayıp sonra kaldığımız yerden,''ki bu kaldığımız yer büyük ihtimalle ''yapalım,soralım,konuşalım,ne durumdayız,ne ayağız'' gibi mütecaviz bir nokta olacağı için:


-tamam abim,ablam konuşalım yapalım,akşam da bi yerlerde kopalım hatta ne de olsa benden 4 adet var bi kısmımı burda bırakırım,bi kısmım İstanbul'un trafik sorununu çözer,bi kısmım yeni bir açılım keşfeder,diğer bi kısmım da overtime'dan sonra sana korsan taksi bulur hatta takside palmiye ağacı yapraklarıyla seni yeller bile,ne demek..

deyip hepten rahatlayıp işime gücüme devam etmek isterdim hani,çok mu şey istedim şimdi!!))

Zaman geçtikçe,level atladıkça,juniorın(asistanın işte neyse) çantasında durması gereken zımbanın,delgecin seniorın da çantasında durması gereken kırbacın gerekliliğini daha iyi anlıyor insan.Bu işler böyle yürüyor kabul etsek de etmesek de.

Bazen keşke şu şirketin dövmesini yaptırmasa mıydım la zamanında demiyo değilim,kesin manager onu gördü de bu adam denetimi baya istiyomuş he deyip aldı içeri bu dövme hariç neyden etkilendi acaba diye soruyorum kendime ama bulamıyorum(2.20 ortalamayla mezunum mesela,boğa burcuyum..ne biliim) Buradan anneme seslenmek istiyorum ayrıca,yıllarca liseden beri başımın etini yedin olm senin yerin senyoritalarının yanı diye,bu vizyonu verdin bana anne şimdi de yarım senede bir görüyosun oh olsun (bkz. denetim sektörüne hakim ev hanımı) Ha bi de daha ilk iş günümde bana cross-cast (siz Türkler ne diyor ben bilmiyor,rapor kontrolü la işte ben diyim sen anla) biliyo musun diye soran harbici ruh hastası senyoritama da seslenmek istiyorum burdan o gün sana söyleyemedim ama ben lisedeyken annemin yemek tariflerini tuttuğu ajandaya çok iç dış yaptım,ufakken de (80'lerde çocuktum o zamanlar yani düşün) bakkal defterini alırdım babamın hesabıyla dip tutturmaya çalışırdım,hatta fark de minimisin altındaysa kalanı cebimden öder bi güzel sabunlardım.(bkz. sabun amount)

Saygılarımla,

İyi Çalışmalar,

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Araya Bir Tutam Turnusol Kağıdı



Nette gezinirken şu resme denk geldim,düşündüm de şu kırmızı şala içi boş metrobüs resmi yapıp sabah ofise giderken bikaç rakibimi egale edebilirim sanırım.Eğitimlere giderken bu ve bunun gibi biçok fikir geliyodu aklıma da yurdum insanına yine de kıyamıyodum,bi de metrobüsün insanları kaynaştırıcı faktörlerini,1+1 ve klimalı oluşunu felan hesaba katacak olursak -hiç gerek yok dediğinizi duyar gibiyim.

Üniversiteye ilk girdiğim yıl o bi aylık acemiliğimde bir iki adet iktisat dersine gitmiştim,üç sınıf birden dersi aldığı için 14S'den otobüsteki pozisyonunu hiç bozmadan (daha o zamanlar metrobüs yok tabi) inip sınıfta ayakta ders dinleyen insanlar vardı,ordan da Taksime kopmaya giderdik (eller havada pozisyonumuzu bozmadan tabi), çocuklar gibi şendik o zamanlar.''Opportunity cost'' dediğimiz terim de bu sıralarda hayatımıza girdi herhalde.Nedir efenim fırsat maliyeti herhangi bir malın üretimini bir birim artırmak için başka bir maldan vazgeçilmesi, feragatta bulunulması gereken mal ve/veya kazanç miktarıdır. Başka bir deyişle iktisadi bir seçim yapılırken vazgeçilmek zorunda kalınan ikinci en iyi alternatiftir.(direk kafadan söyledim vikipedia'dan felan almadım he) Üniversitede bizim iktisat hocası hep ders çıkışında beni bi köşeye çeker ve ''Fırsat Maliyeti'ni bilmek ve uygulamak, ekonomi eğitimi almış kişileri diğerlerinden ve sokaktaki adamdan ayıran kesin bir turnusol kağıdıdır'' derdi, o gün bugündür de derse merse gitmemeye karar verdim ama kim derdi ki şu metrobüs olayını bile bu şekilde değerlendircem diye ve bence metrobüs insanının kesinlikle bu fırsat maliyetinden haberi var.

Tabii bizim bu iki haftalık terfi-based eğitim döneminde sanırım en zorlandığım şey de metrobüs insanlığından otel insanlığına geçiş sıkıntısı oldu.Gerçi aslında fırsat maliyetinin bilindiği bir ortamdan,yine bu terimin bilindiği bir başka ortama geçerken ne diye zorlandım bunu da bilemedim şimdi.Belki araya dolmuş faktörü girdiğinden olabilir.(Turnusol kağıdı olayı lan işte)

En sevdiğim,ruhumu en çok okşayan IAS standartlarıyla bu uzun ince yola devam ediciiz efenim kip-in-taç..

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Uzun İnce bir Approach bu


Heh işte bir denetçinin acılarının başladığı noktaya da gelmiş bulunuyoruz.Efenim bu bir denetçi dediğimiz zat-ı muhteremin nacıları şu IFRS dediğimiz duvarın altında başlar..''Değerli üstlerim, altlarım, sağım solum sobe'' mailine kadar devam eder. ((Ulen şu istifa maili ile ilgili de ne fanteziler türetiyorum zaman zaman (zamanı da nerde buluyosam) da iki yakam bir araya gelmez diye de tırsmıyo değilim he)) Bu amcam kadar kas yapılmasa da denetçide beyin kası, parmak kası, bazı bayanlarda traşus-olamıyus kası (ne güzel hiç biri üstüne alınmayacağı için sorun yok burda, şaka yapıyom gı zaten), starbucks kası, göz kası!! usb alışverişi sonrası ''teşekkür ederim-rica ederim'' kası ve asansörden atılan ilk adım sonrası ''iyi çalışmalar'' kası gelişmiştir, gelişmektedir ve nesiller boyu da gelişecektir.

Bonfile dilimleriyle törpülenmiş, salata pıtırcıklarıyla hırpalanmış, senior ''open note'' larıyla da yoğrulmuş az denetçi dadından yenmez ayrıca..(Ne didim yine ben ya))


Kısayollar: Ctrl tuşu ile şu tuşlara basın: B = Kalın, I = Yatık, P = Yayınla, S = Kaydet, D = Taslak daha fazlası (bunu da ekliim dedim blogta da bu kısa yolları kullanıyosun işte))

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Ahan da Bu işi Yapıyoruz Efenim


Bağımsız denetim, işletmelerin yıllık finansal tablo ve diğer finansal bilgilerinin, bu tablo ve bilgiler için belirlenen kriterlere (örneğin, halka açık şirket finansal tabloları için Kurulca belirlenmiş veya kabul edilmiş finansal raporlama standartlarına) uygunluğu ve doğruluğu hususunda, makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla, genel kabul görmüş bağımsız denetim standartlarında öngörülen gerekli tüm bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarak, defter, kayıt ve belgeler üzerinden denetlenmesi ve değerlendirilerek rapora bağlanmasını ifade eder.

''Ey bu bloga yanlışlıkla girmiş blog okuyucusu daha baştan sıkıldın biliyorum (seni juniorlıktan alır yetiştirim lan söz çok şey öğrenirsin iki yılda CEO olunuyo bu denetimde bilmiyo muydun annem sen ayy yazıııkk) ama şu işi soran annelerimizi,halalarımızı buraya refer edelim diye bunlar,bunları da müşteriye sormasınlar diye (yok yok olm çık lan face'te felan takıl bu ağızları bilmiyon ki) ama bağımsızlığımı en azından bireysel olarak ilan ettiğim şu blogta eğleniriz biraz bakarsın''

System Note: he hocam resimdeki gibi değil olay ona göre!!

to be cont'd..

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS